Nuh Muaz Kapan – İnsan Olmanın İnce Terazisi

Kadir kıymet bilmek, ecdâdın dilinde yalnızca iki kelimenin yan yana gelişinden ibaret bir tabir değil, insanın hem kendisiyle hem de başkasıyla kurduğu münasebetin esasını tayin eden derin bir ahlâk ölçüsüdür. Bu ifade, insanı fayda terazisinde tartmaktan men eder; onun yerine hak ettiği yeri, zamanı ve değeri teslim etmeyi telkin eder. Nitekim Kubbealtı Lugatı’nda kadir, “değer,…

Devamını Oku

Erman Şahin – Başını Rüzgâra Yasla Baba 

    Atını uğurlayan bir dağ kadarım artık. Uzun bir cümle arıyorum ardından, sana söylemek istiyorum. Adımlarım gibi sesim de arkandan geliyor. İnsan yetişemezmiş hiçbir ayrılığa, sana yetişemediğimde öğrendim. Sen gittin, uzun bir cümle kimsesiz evler gibi kaldı aramızda.      Yüksek bir tepeden bakacaksın artık akan zamana. Gölgesinde büyüdüğün ağaçları anacaksın önce, sonra çocukluğunu. Yüzünde küçük bir tebessüm…

Devamını Oku

Furkan Çirkin – Kazandım Nefretini Faşist Türklerin Lânet Ediyor Bana Irkçı Kürtler de: “Vatanım rûy-i zemin, milletim nev’-i beşer”

Ekin Sanat ve Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin düzenlediği şiir ödülünde Jüri Özel Ödülüalan ve Varlık Dergisi Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nde ödül için tartışmaya açılanfinalist 9 dosya arasında olan “İntikâmım Kendimdir” başlıklı şiir dosyam, daha sonra“Hayatım: Rengârenk Bir Zifiri Karanlık” adıyla yayımlanmıştı. (Belki de İntikâmımKendimdir adıyla yayımlanmalıydı. Malum, “hep seçmediklerim aklımda ukde”… -Yine buşiir kitabımdaki…

Devamını Oku

Kübra Dal – Toplumsal Yozlaşma ve Siyasal Erk

Yozlaşma kavramı Türk Dil Kurumu tarafından kişilerin ya da toplumların dönüşmesini, dış etkenler ile iyi olan nitelikleri ve değerleri yitirerek kötüye evrilmesini ifade eder. Kelimeler taşıdıkları anlamlar ile kitleleri peşinden sürükleyebilecek kadar kuvvetlidir, özellikle kitleye hitap etmesini bilen kişiler tarafından kullandığında kelimelerin gücünü açıkça görebiliriz. Weber’in yaptığı otorite tanımlamasında karizmatik otoriteye sahip olan lider bu…

Devamını Oku

Süreyya Şahin – Şiir Üzerine 16

Şiir ve şair arasındaki ilişki, estetik, felsefe ve sosyoloji ekseninde tartışılması gereken çok katmanlı bir meseledir. Şiir, şairin varlığını yansıtan bir ayna mı yoksa kendi başına bağımsız bir sanat formu mu olmalıdır? Bu sorunun yanıtı, şiirin doğasını ve şairin rolünü nasıl tanımladığımıza bağlı olarak değişir. Şairin karakteri ve kişisel deneyimleri genellikle şiirinde iz bırakır. Bu,…

Devamını Oku

Oğulcan Yiğit Özdemir – Arızî Adımlar

Bir hayvanın kendi olma duygusunun kimimiz üzerindeki imrendirici hallerini konuedinebilirim. Sahiden de bunu yapmış ne çok yazar vardır. Hayvanlarda noksan olan;insana vergi biricik olma, olmaya ergime, imrenme duygusu, yanı sıra bu duygudankurtulmak istenci ne tuhaf, yer yer ne yaratıcı ve irkiltici. Bilincin huzursuz beşiğindenkurtulmak isteyen ne çok. Öte yandan bunun mümkün olup olmadığını tartışmıyorum. Bizihayvanlardan…

Devamını Oku

Süreyya Şahin – Şiir Üzerine 12

Şiirin sıra dışılığı estetiğin en derin katmanlarına nüfuz ettiğinde, şiir dilin ve anlamın sınırlarını ihlal eden bir yaratım sürecine dönüşür. Aykırılık, şiirin yüzeyini aşarak okurun bilinçaltını harekete geçirir ve böyle bir güce sahip olur. Bu güç şiirin formundaki değişikliklerle, alışılmadık imgelerle, zaman ve mekanın özgürce yeniden yapılandırılmasıyla ortaya çıkar. Şair dilin de ötesine geçer ve…

Devamını Oku

Kübra Dal – Zorunlu Göç Ve Devlet Politikaları

Göç teorisi ve bu alanda yapılan çalışmaların üzerinden yüzyıllar geçmiş olsa da tarihteki savaşlar, hastalıklar, sanayi devrimi ve günümüzdeki ulusötesi güçler sebebiyle göç ve göçmenlik süreci yeni bir hâl almaya başlamıştır. Göç kendi içerisinde zorunlu, beyin, eğitim, savaş gibi etkenlere bağlı olarak ayrılsa da son yıllarda Orta Doğu ülkelerinde yaşanan çatışmalar nedeni ile zorunlu yerinden…

Devamını Oku

Fahri Alpyürür – Alman Romantik Düşünürlerinin Politik Ve Toplumsal Görüşleri

Alman idealist düşüncesi içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan Almanromantik düşünürleri, aslında bir ekole ya da belirli bir geleneğe sahip olmayan insanlardanoluşmaktadır. Aralarında August Wilhelm Schlegel (1767-1845), Friedrich Schlegel (1772-1829), Novalis (1772-1801), Friedrich Schelling (1775-1854) ve Schleiermacher (1768-1834)gibi düşünürlerin bulunduğu bu düşünürlere, onlarla olan yakın ilişkisi ve onların üzerindekietkisi sebebiyle Hölderlin (1774-1843) de eklenebilir….

Devamını Oku