Gaybın sahibi – Ahmet Salık
Bir dalın kırılacağını gördü.Taşın görünmeyen yüzüne baktı.Baktı, elmalar susamıştı.Su içiyordu mandalinalar. Rüzgâr, esmek için toparlandı.Karıncaların gürültüsünden uyuyamadı bir çocuk.İşten dönüyordu yoksul bir aslan. Sese “dur” dedi,Kitaba yazıl,Kitapta eski. Ömrünü kısa biçti insanınBir terzi gibiUzaklaşıp baktı. Çiçekler sürdü sonradünyamıza,Kuşlar ve buzağılar.Bir çocuk, ağzına soktuAcıyan ellerini.
Ömer Burçin Özkişi – Fransız Değilim İnsana Dair Ne Varsa
merkezini yitirdikçe alışmak yeni merkezleredüşeyazarak, öleyazarak, sana yazarak…alışıyorum sürüldüğüm çeperlerin yankısınaalışıyorum sürgün yerlerin yerlisi olarakinsan elbette bir hamam böceği değilinsan yine de adaptasyonuyla övünebilir. alışmak hayatta kalmak demekbilmediğim çok şeyin farkındabildiklerimden fazlasına asılaraksorular soruyorum cevap beklemedencevaplar veriyorum sorular gelmedenbir şeyler hep diğerine geçbir şeyler hep diğerinden erkensenkronize olmak lazım belkimerkezim tekrar yer değiştirmeden. kendimden başkasına susamadığımdanyazıyorum kendime…
Barış C. Yıldırım – Kendini Gören Göz
Bir yılan ısırdı beni kırık bir boyunla geçtim kapılardangözlerim hep arkada ve yere kapaklandım ne zamanyürümeye başlasam – rüyalarımda geçmişin karıncaları sessizlik bana gelince içimde kıpırdar bir cümlenin sevinciaşık olduğum kadınlar için kalbimde kurduğum mezarlıkyine de başlar dilimde daha önce söylemediğim bir şarkıdirilir tenli başaklar beyaz ve kara ve sarı kanlı bir savaştan sağ çıktım ruhumu…
Yusuf Gürfidan – ÇAĞDAŞ DİLLERDE ANLAM KAYMASI
Çağdaş diller/linguistik affedilemez bir problemle karşı karşıya. Batı tarihini şekillendiren, kült ve epik bir anlatı olan İbrani mitolojisini ele alalım: Tanrı, Adem’i “karşısına” alır ve canlı/cansız bütün varlıkları isimlendirmesini talep eder. Adem bu durum karşısında âdeta bir liste yapar, muhasebe tutar edasıyla varlıkları isimlendirir. Tanrı, Adem sonrası hiçbir varlığı kendi isimlendirmemiştir. (Adem öncesi ışığa…
Yakup Diker – ÇÖL MASALI
>>>Susayan bir çölüm her sabah, senin yağmurunu bekleyen. Son on yılda hiçbir şey olmadıBüyürken içinde yaşadığı şehri tandı çocuklar, o kadar.Bazı nehirler deniz olmak için sancılandıBazı hüzünler yaşlandı dünya gibi. Son on yılda denizler topladım içimdeDenizler gezdirdim düştükçe mavi içime.Bir vakit sıkıldım, sıkıldıkça tatlı rüyalar topladımTatlı rüyalar topladım kiraz toplar gibi.Bir yaz böyle geçti bahçemden. Şehre…
Tabriz Aliyev – mıh ve harç
uyuyamaz oldumsırtımı verdim rahibe, çiviyi o çaktıçivi kemiği geçti, geceyi geçtiyürüdü usulca ciğerime kadar işte orada uyandımneden?sesim ağzımdan değil, duvarın harcından döküldü henüz günah yok, dedi rahipalay mıydı, ayin mi; bilmiyorum.cübbesinden aşağı dökülenküf, kireç, terkedilmiş bir ikonostasbıraktı beni o dehlizde tek bir çiviyle kendi hiçliğime mıhlanmış o milattan berigözümü kapatsam genzimde pas nefes alsam içimde…
Hakan Kaya – Manastırda Bir Rahibe
Tüfeği doğrulttum.Karşımda bir hayvan değil, bir kadın vardı. Namluyu indirdim.Sen nereden çıktın, dedim.Yolumu kaybettim.Nereden geliyorsun?Öteyi gösterdi.Ötelerden.Öyleyse seni öteye götüreceğim. Peşime düş.Hiç sorgulamadan yürümeye başladı ardımdan. Sustum bir süre. Sonra:Kimlerdensin?Kimseler.Nasıl yani, kimsen yok mu?Yok.Kimde kalıyorsun?Kimsede.Garip, dedim.Neymiş garip olan.Yüzüne baktım. Güzel bir kadındı. Gecenin ortasında, ormanda, tek başına.Güzel kadınsın. Kimsenin olmaması garip, dedim.Kimseyle birlikte olamam.Neden?Ötede ne var,…
Bahtiyar Arslan – yaz yağmuru
soluğum/gökyüzün soluğum/taşların kemiklerindeki papatya kokusu bacaklarından ellerine uzansamtuğba asmalarına soluğum/teninkoklamıyor kimseler gözlerindeki gözlerindeki nar yeşilini dişlerin kamaşan beyaz aydan beyaz, aydan avarebiri sesleniyor bacaklarına biri dudağındaki ateşi çalıyor biri cennetteki aynalara şarkı söylüyor:“bana biraz daha uzun bakar mısın aşkım incecik bileklerime/pembe dudaklarımaçiçekli fistanıma…”“beni biraz daha sever misin aşkım penceremdeki yaz yağmurunu,incir yapraklarından annelerin rahmine düşen…
Öztan Rânâ – Fiyakalı Yenilgi
Güneş doğarken gözlerinin gecesine,kalbimin aynasındaşeb-i yeldânın meleklerigülüyorlar hâlime. Gülünç durumlardanve kızaran yanaklardanbir koleksiyon yaptım,kendimi hatırlayayım diye. Varlığının sedef arşınabelki ulaşır yorgun ayaklarım,gölgen uzayıp serilinceevimin bahçesine. O zaman ki mevsim hep bahar;ruhumda tomurcuklanır meserretve revan. Alıcı kuşhurma dalından yuva yaparsözlerin sözlerime karıştığında. “Herkesten ve her şeydenöğrenecek ne çok şey var,”diyorsun bir cümle arasında. Bir elif miktarı…
