Şükriye Şen – söylenti

iyiler kendilerini fark ettiğinde ve kötüler pes ettiğinde bir vazgeçişlesöylentiler boşuna değilgölgesiz yürüyenler şehrininçatılarında, sokak aralarında gezen güneşin elikutsadı yeni bir günü bulutlar atlarını sürmededağ siluetleri ve sığırcık sürülerinin dansıyakılmış orman kalıntılarınıyüzyıllık efsanelerin fısıltıları doldurduneden burada olduğumuza dairtoprağa dokunan onları duyabilirkalplerin birbiriyle bağlantı kurmak için uzantıları gibiberrak bir göle dalmak bir kavuşma seremonisi buve dönen…

Devamını Oku

Erman Şahin – Gün Batımından Biraz Önce 

Uzaktan uzağa yok olamayan bazı şeyler kaldı rıhtımlarda. Melek Zehra Balcı Sokakta değil ama kahvehanede devrim olmuştu. Asım Abi, başköşeye astığı Türkan Şoray posterini kaldırdı.  Mahallede gördüğüm bütün ayrılıklar aynı gelirdi bana. Ta ki kahvenin en güzel duvarı boş kalıncaya kadar. O gün ayrılığın sınıfsal olmadığını anladım. Hayal bile olsa Türkan Şoray da terk edilmişti….

Devamını Oku

Gaybın sahibi – Ahmet Salık

Bir dalın kırılacağını gördü.Taşın görünmeyen yüzüne baktı.Baktı, elmalar susamıştı.Su içiyordu mandalinalar. Rüzgâr, esmek için toparlandı.Karıncaların gürültüsünden uyuyamadı bir çocuk.İşten dönüyordu yoksul bir aslan. Sese “dur” dedi,Kitaba yazıl,Kitapta eski. Ömrünü kısa biçti insanınBir terzi gibiUzaklaşıp baktı. Çiçekler sürdü sonradünyamıza,Kuşlar ve buzağılar.Bir çocuk, ağzına soktuAcıyan ellerini.

Devamını Oku

Ömer Burçin Özkişi – Fransız Değilim İnsana Dair Ne Varsa

merkezini yitirdikçe alışmak yeni merkezleredüşeyazarak, öleyazarak, sana yazarak…alışıyorum sürüldüğüm çeperlerin yankısınaalışıyorum sürgün yerlerin yerlisi olarakinsan elbette bir hamam böceği değilinsan yine de adaptasyonuyla övünebilir. alışmak hayatta kalmak demekbilmediğim çok şeyin farkındabildiklerimden fazlasına asılaraksorular soruyorum cevap beklemedencevaplar veriyorum sorular gelmedenbir şeyler hep diğerine geçbir şeyler hep diğerinden erkensenkronize olmak lazım belkimerkezim tekrar yer değiştirmeden. kendimden başkasına susamadığımdanyazıyorum kendime…

Devamını Oku

Barış C. Yıldırım – Kendini Gören Göz

Bir yılan ısırdı beni kırık bir boyunla geçtim kapılardangözlerim hep arkada ve yere kapaklandım ne zamanyürümeye başlasam – rüyalarımda geçmişin karıncaları sessizlik bana gelince içimde kıpırdar bir cümlenin sevinciaşık olduğum kadınlar için kalbimde kurduğum mezarlıkyine de başlar dilimde daha önce söylemediğim bir şarkıdirilir tenli başaklar beyaz ve kara ve sarı  kanlı bir savaştan sağ çıktım ruhumu…

Devamını Oku

Yusuf Gürfidan – ÇAĞDAŞ DİLLERDE ANLAM KAYMASI

   Çağdaş diller/linguistik affedilemez bir problemle karşı karşıya. Batı tarihini şekillendiren, kült ve epik bir anlatı olan İbrani mitolojisini ele alalım: Tanrı, Adem’i “karşısına” alır ve canlı/cansız bütün varlıkları isimlendirmesini talep eder. Adem bu durum karşısında âdeta bir liste yapar, muhasebe tutar edasıyla varlıkları isimlendirir. Tanrı, Adem sonrası hiçbir varlığı kendi isimlendirmemiştir. (Adem öncesi ışığa…

Devamını Oku

Yakup Diker – ÇÖL MASALI

                                >>>Susayan bir çölüm her sabah, senin yağmurunu bekleyen. Son on yılda hiçbir şey olmadıBüyürken içinde yaşadığı şehri tandı çocuklar, o kadar.Bazı nehirler deniz olmak için sancılandıBazı hüzünler yaşlandı dünya gibi. Son on yılda denizler topladım içimdeDenizler gezdirdim düştükçe mavi içime.Bir vakit sıkıldım, sıkıldıkça tatlı rüyalar topladımTatlı rüyalar topladım kiraz toplar gibi.Bir yaz böyle geçti bahçemden. Şehre…

Devamını Oku

Tabriz Aliyev – mıh ve harç

uyuyamaz oldumsırtımı verdim rahibe, çiviyi o çaktıçivi kemiği geçti, geceyi geçtiyürüdü usulca ciğerime kadar işte orada uyandımneden?sesim ağzımdan değil, duvarın harcından döküldü henüz günah yok, dedi rahipalay mıydı, ayin mi; bilmiyorum.cübbesinden aşağı dökülenküf, kireç, terkedilmiş bir ikonostasbıraktı beni o dehlizde tek bir çiviyle kendi hiçliğime mıhlanmış o milattan berigözümü kapatsam genzimde pas nefes alsam içimde…

Devamını Oku

Hakan Kaya – Manastırda Bir Rahibe

Tüfeği doğrulttum.Karşımda bir hayvan değil, bir kadın vardı. Namluyu indirdim.Sen nereden çıktın, dedim.Yolumu kaybettim.Nereden geliyorsun?Öteyi gösterdi.Ötelerden.Öyleyse seni öteye götüreceğim. Peşime düş.Hiç sorgulamadan yürümeye başladı ardımdan. Sustum bir süre. Sonra:Kimlerdensin?Kimseler.Nasıl yani, kimsen yok mu?Yok.Kimde kalıyorsun?Kimsede.Garip, dedim.Neymiş garip olan.Yüzüne baktım. Güzel bir kadındı. Gecenin ortasında, ormanda, tek başına.Güzel kadınsın. Kimsenin olmaması garip, dedim.Kimseyle birlikte olamam.Neden?Ötede ne var,…

Devamını Oku