soluğum/gökyüzün
soluğum/
taşların kemiklerindeki papatya kokusu
bacaklarından ellerine uzansam
tuğba asmalarına
soluğum/tenin
koklamıyor kimseler gözlerindeki
gözlerindeki nar yeşilini
dişlerin kamaşan beyaz
aydan beyaz, aydan avare
biri sesleniyor bacaklarına
biri dudağındaki ateşi çalıyor
biri cennetteki aynalara
şarkı söylüyor:
“bana biraz daha uzun bakar mısın aşkım
incecik bileklerime/pembe dudaklarıma
çiçekli fistanıma…”
“beni biraz daha sever misin aşkım
penceremdeki yaz yağmurunu,
incir yapraklarından annelerin rahmine düşen
gözyaşlarını …”
dedim ya soluğum gökyüzün
soluğum/
uçurumlarımdaki papatya kokusu
aydan beyaz intiharlar
aydan parıltılı intiharlar
birikiyor gözlerindeki ben noktasında
uzaklaşıyorum, yakınlaşıyorum
kirpiklerinin nihavendine
kime seslensem bu cennette sen değilsin
biliyorum iyi olmadı bu şiir
biliyorum az kaldı
biliyorum kokun
kokun gitmiyor boynumdan
şah damarımdan/nar yeşilimden
