Uluç Çon – hak etmediğin şiir

uyandım gecenin bir saati,çölde susuz kalmış bedevi gibiayakkabısının tekini arayan bir deli gibi“kabus mu gördün? ben yanındayım” demek isterdim. uykuya dalamadım bir türlü,çölde suyu bulamadı bedevidelinin ayakkabısı ayağındaydı hâlbuki“sadece rüyaydı ben yanındayım” demek isterdim. ya da her şey susayan birinin oyunuydu,yani, serap gördü bedevive hiç ayakkabısı yoktu delinin.

Devamını Oku

Fatma Polat – dönmek için

I.kaç asır geçti ruhumdaki ateşi bir damla suda yitirmemin üzerindensayamadımo kuyuya baktım içimi gördümyalnız ona anlattımben bütün uzakların en yakınıher gidişin en zararsızıbinlerce ahve bir nehiruzun yoldan geldimheybemde tebessüm ve hüzünellerim allah’a açık dilimde eskimiş bir duabiliyorum Sümbül’ün hatırına dönüyor dünya II.yıkılan her şeyin altında kalmış yüzümüzsessiz adımlarla uğramışız oralaraanonsların ve marşların gürültüsünü unutarakyıldızlı bir…

Devamını Oku

Selim Eren GÖKDAĞ – EKSİK KALANLAR İÇİN

bir koku değdi havaya,yanık odunla karışan ıslak toprak..ve ansızın kırılması aynanınsankiistemsiz bir savruluşlasıçraması zamanda Pilgrim’in. çözüldü zaman gömleğin dikişlerindenyankılar söndü,sonra sesler.ve beden, geçmişin ırmağındansessizce süzüldü. sabiydi şimdi:donunda söylemeye korktuğugeceden kalma ıslaklık,çamurun üstünde çıplak ayak izleri,rüzgârın taşıdığı oyun sesleri,ve tezek kokusuyla süte karışankoşuyordu özgürce köyünde yokuş yukarı. anneden kalan bir ses//gündüzü siler yeryüzünden//müezzinin adımlarının habercisidirzaruri dönüştür…

Devamını Oku

Arıkan Akar – Günah

Günah bir ceza gibi doğarSonra unutulurUtangaç perdelerin ardındanVe yaşam devam ederDers alınmamış beylik hikayeler…Küheylanlar sürülür tekrardanŞiirler başka bir coğrafyaya sürüklenir Günah bir ceza gibi doğar,Öptüğüm aynalardan ve taradığım saçlarımdan bilirimAynalar, bir günah gibidir biraz;Her baktığımdaKirpiklerim kırık,Dudaklarım suçlu, öpüşemediğim kadınlardanGüneşe çıkamayan uzuvlarım,Bedenim eksik bir fotosentez. Yalnızlık, bir günah gibidir birazKuşkularım yatağıma uzanmışAykırı bir ideoloji gibi…Bir bir…

Devamını Oku

Kevser Özdamar – Mahur

Yorulmak gelir insanın başınaElleri tutmaz olur birdenO beste çalmaz olur radyolardaMüjgan’la ben ağlaşamayız Ekmek eski tadı vermez,Su kandırmaz doyasıyaKuş uçar ama kervan göçmezYine de kalırız dağlar başında Hakikat, elleri cebindeHakikat, bir silüet halindeHep aynı uçurumda salınır,Bir ileri, iki geri.Bir geri, iki ileri. Ateşten gömlektir sırtınaBilmek, bulmak, anlamak

Devamını Oku

Yakup Diker – SINIR

Kendi sınırımı kendim çizdim bir süreAtlar koşar adım uzaklaştı, kaktüsler suya kanadıBilinmez bir gezegen ortasında bıraktılar adımıKimseler yoktu / benim dışımdaKimseler yoktu / her şey bir boşluğa benziyordu.Bir dağ kütlesi kadar yer kaplıyorduZeytinim baharatını arıyordu.Ama bendeki sorunlar bana yetecek kadar varPaylaşırsak bir evi ikiye bölerizBu da olur ve olabilir kısmı yüksek ihtimalPaylaşırsak bir evPaylaşırsak bir…

Devamını Oku

Süleyman Berç Hacil – KIRIK AYNA MANİFESTOSU

Kanatan yanlışlıklar benimle ne işiniz varBeni bu hayata daha lisedeyken yıkadılarİsmim koktu ağzıma o an anladım hayatıÖzledim daha baştan yaşamadığım yarınlarıÖzlemiyle otuzbir çekerken yarınların Ben bazen özledim sade yaşadığım anlarıÇok çirkin tamamlandım bugünlere gelmek içinBiliyorum geri gelicem özlediğim yarınlaraYüzümü ne yapacağım fazla saklayamadığımKırık bir aynada bakacağım o daha fazla saklanmazKokusu deniz, uçmaz kuşlar, gözüm sularına….

Devamını Oku

Davut Bor – gül kesmiş bıçak içimdeki

sessizliği sabır eden Xêlîl’e I.annen sana gül dermişti, ben kokladım. annen sana gül dermişti, kimseye bırakmadımiyi şeylere benzeyen elleriyle dermiştiellerini yüzümden ayırmadım. II.soluk almanın çok çeşidi vardıbiri gül koklamak bu kırmızıyı bu güle kim verdibunu anlamak III.sen hêsar’da bir güz uçurumu nediriyi bilirdin göynük senin kanındır, akar, üstünde süslü bir kadın gibi gökaşk ustalığı sadeliğinyaranızda…

Devamını Oku

Abdullah Irmak – Kaderde varsa iyi veya kötü

Gözler çevrilmiş gök kubbeye,gırtlağa doğru çıkan çoşkuyla.Kokusu serpilmiş etrafa, ağaç dallarına..Nefeslenince ağır ağır gelir akla. Her şey serilivermiş önüne yürüsün diye.Yol zaten belli izleri takip etmek gerekli.Çıkış ararsın da nasıl kaçarsın kendinden.Kaybolmadan nasıl yolu bulur ki insan? Savaşmak zorunda, bildiği bir şey yok başka.Hem kendiyle hem de canavarlarla.Devam etmen lazım yaralarını sarıp.Her gün yeni bir…

Devamını Oku