Davut Bor – Bir Şarkı Bulmalıyım

çocukken sakladığım gürültümü bulamıyorumbakmadığım çekmece, dökmediğim eski valizözenle sildiğim gözlerimin tozunuelmalı armutlu sıcaklı soğuklu yerleri hatırlamıyorum aramak geçmiyorgeçmiyor aradığımı bulamadığımda gözlerimin önündekipencerenin dışarısına koyduklarımlaaklımın içerisine aldıklarımşu dişlediğimde çıkan saatin izi geçiyor daısrarı keşfettiğim ilk anı saklayamıyorum adımı yazmayı öğrendiğim yazı benden başkası bilmiyorbu bilinmezliği önemsediğim zamanları oyalamayı öğreniyorum.bir e’nin şapkasını düzelterek, s’ye ekleyerek çengelli noktalarıyeni…

Devamını Oku

Nejdet Ardıç – Uu-Valsleri – Gece Nöbeti Rapunzel

Sınırında dolanaya nazar edeyazlan, çık nadan edepâşıkların gözleri dü fan işitmeksizin açılır ışın, lav dolupit ham cepheden bakakalırsız derinleşen kırışıklıkların. O âşık – onlar ona. Bu öyle debelenip çölde hey hatbi-gsm illa bir çöl ediniptirler – Stokholm Market’te. Dön, dönüşlerine reçeteliyim – Emel beni bönhâlâ İstoç minibüs hattında camgöbeği bluzinceden çatalı yaz kurumuş derelere dek…

Devamını Oku

Süleyman Berç Hacil – “AMA EVLİYİZ” GÖLÜNDE TERFİ ALMA MÜCADELESİ

I Bir ülkenin “kültürü” de Özel konuma bağlı olarak değişir, Sıcaklığın yükseltiyle değişmesi gibi. Yani ne kadar fantastik olduğu ortada değil mi her şeyin? Her yer, her şey espri… Akıllarda kalmış, eski                Bir sarışınlık gibi… II Küçük kokuyoruz… Dirlik bozulmuş ve paramız ve adımız yok… İnsanların bana karşı tuhaf, beni anlamaya çalışmagörüntüleri yok mu beni…

Devamını Oku

Tilya Şen – Hêsar’la Buluşmalar

şarkını nereye sakladınSüleyman’ın bilir mi kuşların şarkısınıkalbine cesaret verdiğin keklik karanlığı kanatlarıyla yırtıyor hışım hışımyüzünde suyun kırılganlığı biraz da hatmi buruşmuşluğu-tozlu pembe ve ikindioysa ben kırılmanın güzel şey olduğunu öğrendimkiraz ağaçlarına çıkılmayacağınıkaygılı eteklerinde ısrardan rüzgarlarbazı taşlar ırmağa düşmek, bazı gölgeler başka gölgeleri yenmek içindiüstelik çarşıların varaşağı inen merdivenlerin, haberci kargaların, Metin’in kavaklarıuzağın matematiğini reddediyorsunhavanda tuzla…

Devamını Oku

Barış Yıldırım – Şehirde Savaş Hazırlıkları

Yakamda ikinci dünya savaşından kalma bir kokuManuşyan’ın Parisi’ni adımlıyorum Berlin’i sonrakahverengi kiremitli evlerinde dinleniyor Londradünya üçüncü büyük savaşa hazırlanırkenben mağlup çıkıyorum bütün iç savaşlarımdan Beni göğsüne sar Evanjelin sana sarılmalıyım bu akşamkazılı bütün mezarlarımdan çıkmayı başardım ölmedenişte deniz sularıyla yıkadığım cenazem işte göstermektenutandığım beden işte karşısına dikildiğim uranyum Coğrafyalar kana bulanırken artık açık ediyor kendini…

Devamını Oku

Yakup Diker – DÜNYA GİBİ

Dünya büyüdü Hacim olarak değil ama içindekiler dahil Herkes kendi sesinden uzaklaştı ve Çocuklar anne seslerine benzedi.Hacim olarak ayaklarımız ve ayakkabılarımız büyüdü.– Peki acılarımız,– Dram içeren cümlelere kapalıyız şimdilik. Dik bir üçgenin içine sığdırıldık Sığdırıldık ve masalımız ile yoğrulduk Zaman gibi ve zaman kadar.Dünya büyüdü Biz büyüdük hacim olarak biraz.İnsan isterse kaderini değiştirir belki İnsan…

Devamını Oku

Bir Şiirden Son Dizeler

📍11 Ekim 2024 tarihinden bu yana bizimle yürüyen tüm şair ve yazarlarımıza Altro ailesi olarak minnettarız. Sitemizde bir yıl boyunca yayımlanan şiirlerin son dizelerini zaman sıralamasına göre yerleştirip dizelerle uyumlu bir fotoğraf eşliğinde hazırladığımız bu çalışmayla; okur, yazar ve şairlerimize seneidevriyemizde hoş bir sürpriz yapmak istedik. Sitemizde ikiden fazla şiiri yayımlanan şairlerden ikişer alıntı yaptık….

Devamını Oku

Avtar Singh Sandhu (PASH) – Savaş ve Barış (Çeviri: Damra Evin, Meiyte Colemerg)

Ey hayat, savaşmayanlarız, asi evlatların bizler,İyi olmak istedik, lakin zincire vurulmuş izler.Bir lokma ekmek, bir yama yorgan uğruna,Savaşı daraltıp barış diye bir yalan dokuduk.Gurursuz ipliklerle, sahte bir örtüye konulduk.Yıllar kemiklere saplandı ok gibi, yaş dedik,Her an bir düşman, sandıktan kükreyip geldi.Savaştan kaçtık, küçüldük, korkuya yenildik,Kendimizi hor görüp tozda debelenip ezildik.Yorgun babamız bir yük, bir eski…

Devamını Oku

Sezai Karakoç – PİNGPONG MASASI Kürtçesi : qedrî sipranî

PİNGPONG MASASI……………………………………………………Beyaz iplik sert iplik ve tak takYuvarlak top küçük top ve tak takPingpong masası varla yok arasıBen ellerim kesik varla yok arası…..Öpücüğüne eyvallah ve tak takBeraber sinemaya … evet … ve tak takPingpong masası varla yok arası Öküzün gözü veya dananın kuyruğuKadifekale veya Sen nehriHa Sezai ha pingpong masasıHa pingpong masası ha boş tüfekBir…

Devamını Oku