Emre Yılmaz – Tanrıya Fısıldayan Korkular

Ne olur, Tanrıyı gösterme banaOnu görünce korkuyorum her hareketimden“Sanma” dersin, “iyi bir istek yok dünyada”Kaybolmuş bir gerçeği sevinceYaptığından utanır bu varlık Hadi diyelim, şimdi sevdim birini, öptümSonra gittim, birine vurulup kucağına yattımVe bir başkasının zihninde uyandımNe diyeyim?Bin bir türlü hayatım ben varkenNasıl kapıya, zihne dayanmasın gerçek varlık? “Tanrım” diyorlardı hücrelerimSevdim insanlarıVe birkaçına iliştim usulcaNe olacak?Acımasız…

Devamını Oku

Sevda Altınkaya – inkâr edeceğin bir doğum hikâyesi

Sana siyasi bir yasakla tamamlandım  Bilirsin bu sokağı içimde yitirdim sonra üzerinden basarak geçtim Zaman bana kalpsiz bir öğreti gibi yapıştı Yaklaştın, bana elini verdin Belli ki yıkmaktı dileğin Sana istediğini vereceğimden emindin Siyasi tarihim kötüydü geçmişimden kan taşıdın Korneam zayıftı, körlük bilincimdi  Gözlerimin acımasız ağrısı sendendi Doğurmak isterken kendini  bana karşı geldin Çok inanç…

Devamını Oku

Furkan Çirkin – Şiiranaliz: (Yar ‘ı’ k)

sirenler dökülüyor teninden olmayan tahakkümün vuku buluyor en olmadık yerlerde çift başlı ejderden at at tüm yılgınlıklarını sana ait olmayan yarıklardan ışıklar dalga özelliği sergilesin //fotoelektrik etkisi ışığın dalga özelliğinin yanı sıra parçacık özelliği de sergilesin sonra sonrası hep fenalık, hep fitnelik / maalesef süreyyyacım, değil iyilik güzellik […] (Toprak Şems Tezcan, Çift Yarık, Fihrist…

Devamını Oku

Fatih Bozdemir – Sevgilim Dedim İşte

sevgilim, sevgilim dedim işteacemice çıkardım nasırlı şapkamı.kırmızı uçları vardı gövdeninyer yer açtın sofralarını yüzümümumyalanmış sesin kırıldı çenemdeşeklini aldığım dünyaya dağıldım bir şeyler denedik, denedik iştesuyu emzirdik, bulutları budadıksandıkları kırdıkiçimizin çentikleri geçti birbirinebir kez daha zımparaladıkbazı kelimelerinbazı anlamlarını anladık birçok şeyi, inan anladıksen sustun ben anlatamadımkatlanılır sandık dışımızdaki dünyayıiçimizde her gece bir yıldızı köşelerinden katladık ışıl ışıl dünya baka-priori…

Devamını Oku

Erman Şahin – Kül Kahrı

Penceremde gölgesi büyüyor ölümün her gece Sureti ateşe atılan çığlıklara benziyor Dilimin kuytusundaki keşke’ler Mezar taşlarının başucundaki çiçekler kadar yalnız Sesleri geri gelmeyecek evlerin Kırık çerçevesinde çürüyor zaman Suyu ürkütüyor rüyalar Penceremde gölgesi büyüyor ölümün her gece Yerlerde sürüklenmiş bir yaraya benziyor gözleri Unutmak, hiçliğin kaldırımlarında Yaşıyoruz işte diyebilmenin avuntusu Gri günlerin şafağında Külden yalanlarla…

Devamını Oku

Süreyya Şahin – Şiir Üzerine 12

Şiirin sıra dışılığı estetiğin en derin katmanlarına nüfuz ettiğinde, şiir dilin ve anlamın sınırlarını ihlal eden bir yaratım sürecine dönüşür. Aykırılık, şiirin yüzeyini aşarak okurun bilinçaltını harekete geçirir ve böyle bir güce sahip olur. Bu güç şiirin formundaki değişikliklerle, alışılmadık imgelerle, zaman ve mekanın özgürce yeniden yapılandırılmasıyla ortaya çıkar. Şair dilin de ötesine geçer ve…

Devamını Oku

Rıza Karakuş – Yırtılırken Kozası Kırkıncı Yaşımın

durma, şah damarımdan öp beni tanrım kentin gürültüsü sağır etti gözlerimi havalar da kör etmek üzere ellerimi pasıyla. ne savaşlar geçti içimden bi’ bilsen biriktirip çoğunda mağlup olduğum. doğuştan anarşisttim oysa, ruhumu taşladım sonradan şair oldum adımı unuttum bir çığdan sıyırdım yüzümü “suya attım ben sesimi” emekledim uzun zaman kürtaj ederken yapraklarını Kasım  tanıdık duvarlara…

Devamını Oku

Deniz D. Sonat – Bkz. Dirlik

Ⅰ. coğrafyanın refah seviyesine aldırmadan ferahlıklar dilemişim bizim için sanrılar kurban istiyor Dirmit! psikolojik veya kronik tahtası eksikliğim dekor olarak yerelleştirildiğim aile evi dirliğimdir. kısmak isterdim altını yakılan tüm ocakların ocak ayları senelerce sürüyor dibi tutuyor mevla bağışı bütçemizin mumlu kumaştan dirilmiş toptancı şair kumaşımı ıslatmış satış anında göstermelik su geçirmezliğim sana kalmış. Ⅱ. kimsenin…

Devamını Oku

İrem Keskin – Bavulunun Toplandığı İple Ömrünü Toparlayan Şair: Marina Tsvetaeva

Rus Şair Marina Tsvetaeva, 1892 yılında Moskova’da dünyaya gelmiştir. Marina, tam anlamıyla gözlerini sanata açmıştı. Babası Güzel Sanatları Müzesi’nin kurucusu olan bir profesör ve o yalnızca 14 yaşındayken tüberküloz dolayısıyla vefat eden annesi bir piyanocuydu. Marina 18 yaşındayken “Akşam Albümü” isimli ilk şiir kitabını yayımlamış, edebiyat dünyasına ilk adımını bu şekilde atmıştı. Onun talihsizliği, diğer…

Devamını Oku