Abdurrahman Varal – ATEŞ ve SONRASI

Gözümde hıçkıran eller varBir yumruyu yırtan titreşimlerTaşması ne mümkünNe imkân ayrılmasınaYüzümde kelepçeli iki bilek Tavanda hayaletlere dönüşmek miAlnımdaki alevin kaderiDiyarına öfkeli masal kahramanlarıHer büyünün ensesinden sızan sudanBeyaz bir yüzden ibaret ıslanmış uçurumlarVe bu eller, içlerine kül dökülmüşHangi göğe açılmışlardı bir zamanlar Yankı kör bir yargıçTavan arasındaki evrenlerdeKaç iç çekiş kaybolmalıMaviliklere sığması için bu desenlerin Bir…

Devamını Oku

Hümeyra Yargıcı & Deniz Schwarzwald

H. Y: Merhabalar, söyleşi davetimize icabet ettiğiniz için teşekkür ederim. Aynı yıl içinde yayımlanan iki kitabınız var: İlki “Hepimiz Öleceğiz auch Katya” isimli romanınız. İkincisi ise  “Bütün Haritaların Dışında” isimli şiir kitabınız. Romanınız “Hiç değilse taşın ve sözün sürekliliği kaldı bize.” diye başlıyor. Bu cümle şiir kitabınızdaki “Poesia e Liberta” şiirinde de geçiyor. Bahsettiğiniz “…

Devamını Oku

Kevser Özdamar -meltemde bir çift hatıra

sağım solum tanınmamışhiç görülmemiş, duyulmamışbulutlara oturduğum bir andahükümranlığım geçmeyince boğazın sularındagöçesim gelir dolu dizgin atlarlaatların da unuttuğu bir mekânabir gece saat dört sularında mai gölgeli o beldenin kıyısındakendinden geçiyor nağmeler sıra sırazifiride üç nota, meltemde bir çift hatıratenhada üç kelime, gözlerde o aks-i sedâher biri koyulmuş üç günlük yolabir tatlı huzur almaya, kalamış’a

Devamını Oku

Aykut Akgül – aysberg bozuntusu

soğuk kanlı bir Türkçe sözlüğe benziyordu kumsalve mızrağın ucundaki aysberg bozuntusu kalbimhain bir sese güzel renkler beğeniyorummerhametli atıflarzaman zaman tekmelenen masalarkafaların basıldığı klozet şarkılarıve bir evin çatısında dakikalarca bakıştığımız o vahşi atmacabütün fikirlerim yarı baygınbeni gizlediğim yere, evime bıraksana başımı dayadığım gıpgri bir namlukıyısına çıkartıldığım bir gemi yangını gibi ateşli halaağzımda bazı reklam jenerikleriyle korkuyorumama…

Devamını Oku

Yakup Diker – KALP APARTMANI’NDA 1+1 KİRALIK DAİRELER

Mesela İsviçre’de doğabilirdik bu vakitte / seninle Bir uykudan kalkardık, bir rüyadan dökülürdük yeryüzüne Olsun burası ellerimizle yapamadığımız dünya Burası kocaman ve ihtiyarlamış bir leke. Söylemem gerek:İnsanlar bana beni yakıştırıyorlar çoktanBen kimselere benzemiyorum.Irmaklar içiyorum gücüm yettikçe Denizlere sürüyorum bütün atları.Burası boşluk, burası ilk konuştuğum yer Burada yeniden susmalar keşfettim. Annem beni dünyaya getirdiğinden beri çok…

Devamını Oku

Hümeyra Yargıcı & Nihan Feyza Lezgioğlu

Hümeyra Yargıcı: Nihan Hanım, yeni kitabınız  “Çatlaklar, Eşikler, Avuntular” hayırlı olsun. Sanırım ilk söyleşi de bana nasip oluyor. Özellikle teşekkür ederek ilk sorumu soruyorum: Gerçekliğin insanlara “şok”lar hâlinde tesir ettiği, koşuşturmacalar içinde uzaklara dalıp giden hayallerin yok olduğu bir çağda, bu kadar yığma bilginin hikâyeye dair merakı azaltacağını ya da hikâye anlatma kabiliyetimizi olumsuz etkileyeceğini…

Devamını Oku

Nejdet Ardıç – Pareidolia: Found Footage Şiirler

Ali Yoksuz’un Orlando Art etiketiyle geçtiğimiz baharda yayımlanan Buluntu Şiirler adlı çalışması görsel işlerden oluşan bir derlem. Bir mobese kamerası gibi sokakları, dükkân camlarını, otobüs ya da kamyon arkalarını, yolları, kapıları vs. gözlemleyen Yoksuz’un radar gözü çeşitli kayıtlar alır. Bu kayıtları belirli anlamlar çıkarılabilecek şekilde başlıklandırarak düzenler. Bu işlerde herhangi bir deformasyona girişmez Yoksuz, görüntüleri ve şekilleri…

Devamını Oku

Barış C. Yıldırım – Kırmızı Ojeli Kadın

Hafızamda Afgan macunlarından kalma bir kokuKırmızıya boyadığın ayak tırnakların aklımdaKi ilginç ama bana bir kız çocuğunu çağrıştırıyorAdı Zeynep Deniz ikinci annesinden hep uzakta Ne söyleyebilir evini yitirmiş bir insanKan sızar evvelinden anca o kadar Ceza yedim belediyeden izmariti yere attığım içinUtandım kahroldum çöktü bütün ekonomimÇiçek satmasını bilmem aynalardan anlamamŞiire yaslanırım yaslanmasına yaslanırım kör bir bakışaRuhum…

Devamını Oku

Osman Akbulut – marionetleri kesmek için ilk kez guldexwin 

yüzün porselendendi esnemişti holokost değişmişti hareket ayağımız yetişmiyordu istedim dönsün gümüş bir istavroz gibi ay  dönsün göğsüne macar kırmızı  çelişsin tenimle.                                                         yüzün çarçella                      yüzün kaybedilmiş bir şey gibiydi siyah bir dağ keçisi indirilirdi gölgemize mavi karanlığa asılı dururdu hep bir mermi sesi  evler taranırdı selâhaddin düşerdi  açılırdı kapılar kimliğe ve kimsesizliğe taşardı çukurundan bir nehir…

Devamını Oku