Avtar Singh Sandhu (PASH) En Tehlikeli Şey (Çeviri: Damra Evin, Meiyte Colemerg)

En tehlikeli şey, ne emeğinin çalınması, ne polisin kırbacıdır.Ne ihanet ne de hırsın peşinde yitip gitmektir.Bilsen, suçsuz zincire vurulmak, korkunun sessizliğine gömülmek korkunçturAma en tehlikeli şey değildir.Yolsuzluğun karşısında susmak, ateş böceklerinin ışığında okumak,Yumruklarını sıkıp zamanın akışını beklemek yeterince ağırdır,Ama en tehlikeli şey değildir.En tehlikeli şey, bir ceset gibi duyarsızlaşmak,Her şeyi kabullenip acıyı unutmaktır.En tehlikeli şey,…

Devamını Oku

Abdullah Irmak (Afroo) – Kıyak Tesadüfler Kenti

Gözükmüyor bulutlar, sis kaplamış etrafı.Güzel bir rüzgar gerekli temiz bir görüş için.O görüş gözlerinde, alacakaranlık sanki..Yolumu kaybettim. Tek yapabildiğim kokuna sığınmak. Kiraz kırmızısı dudaklarından çıkacak bir iki cümle,Yapar günümü çok inceden, habersizce..Sesini duyarım kulaklarım kızarır heyecandan.Dolunaya doğru koşturan ren geyikleri, beni ona götürün! Keder sarar aklımın her zerresini sen olmayıncaKıyak tesadüflerin kenti yutmasın biziAy ışığı…

Devamını Oku

Fatma Polat – dönmek için

I.kaç asır geçti ruhumdaki ateşi bir damla suda yitirmemin üzerindensayamadımo kuyuya baktım içimi gördümyalnız ona anlattımben bütün uzakların en yakınıher gidişin en zararsızıbinlerce ahve bir nehiruzun yoldan geldimheybemde tebessüm ve hüzünellerim allah’a açık dilimde eskimiş bir duabiliyorum Sümbül’ün hatırına dönüyor dünya II.yıkılan her şeyin altında kalmış yüzümüzsessiz adımlarla uğramışız oralaraanonsların ve marşların gürültüsünü unutarakyıldızlı bir…

Devamını Oku

Selim Eren GÖKDAĞ – EKSİK KALANLAR İÇİN

bir koku değdi havaya,yanık odunla karışan ıslak toprak..ve ansızın kırılması aynanınsankiistemsiz bir savruluşlasıçraması zamanda Pilgrim’in. çözüldü zaman gömleğin dikişlerindenyankılar söndü,sonra sesler.ve beden, geçmişin ırmağındansessizce süzüldü. sabiydi şimdi:donunda söylemeye korktuğugeceden kalma ıslaklık,çamurun üstünde çıplak ayak izleri,rüzgârın taşıdığı oyun sesleri,ve tezek kokusuyla süte karışankoşuyordu özgürce köyünde yokuş yukarı. anneden kalan bir ses//gündüzü siler yeryüzünden//müezzinin adımlarının habercisidirzaruri dönüştür…

Devamını Oku

Yakup Diker – SINIR

Kendi sınırımı kendim çizdim bir süreAtlar koşar adım uzaklaştı, kaktüsler suya kanadıBilinmez bir gezegen ortasında bıraktılar adımıKimseler yoktu / benim dışımdaKimseler yoktu / her şey bir boşluğa benziyordu.Bir dağ kütlesi kadar yer kaplıyorduZeytinim baharatını arıyordu.Ama bendeki sorunlar bana yetecek kadar varPaylaşırsak bir evi ikiye bölerizBu da olur ve olabilir kısmı yüksek ihtimalPaylaşırsak bir evPaylaşırsak bir…

Devamını Oku

Süleyman Berç Hacil – KIRIK AYNA MANİFESTOSU

Kanatan yanlışlıklar benimle ne işiniz varBeni bu hayata daha lisedeyken yıkadılarİsmim koktu ağzıma o an anladım hayatıÖzledim daha baştan yaşamadığım yarınlarıÖzlemiyle otuzbir çekerken yarınların Ben bazen özledim sade yaşadığım anlarıÇok çirkin tamamlandım bugünlere gelmek içinBiliyorum geri gelicem özlediğim yarınlaraYüzümü ne yapacağım fazla saklayamadığımKırık bir aynada bakacağım o daha fazla saklanmazKokusu deniz, uçmaz kuşlar, gözüm sularına….

Devamını Oku

Davut Bor – gül kesmiş bıçak içimdeki

sessizliği sabır eden Xêlîl’e I.annen sana gül dermişti, ben kokladım. annen sana gül dermişti, kimseye bırakmadımiyi şeylere benzeyen elleriyle dermiştiellerini yüzümden ayırmadım. II.soluk almanın çok çeşidi vardıbiri gül koklamak bu kırmızıyı bu güle kim verdibunu anlamak III.sen hêsar’da bir güz uçurumu nediriyi bilirdin göynük senin kanındır, akar, üstünde süslü bir kadın gibi gökaşk ustalığı sadeliğinyaranızda…

Devamını Oku

Tilya Şen – ANNEM BU YAZGIYI HİÇ OKUMADI

ışığı kıran perdeyi, üzerimde duran yorganı hışmım yırtacakavucumda bir kağıt gibi buruşturduğum yüzümkanırta kanırta kaldıramadığım omurgaasılı dursa da ranzanın omzunda gömleğinseni yenmeye sokaklara çıkmambugünlerde kalbimi senden korumam lazım gelecek kulağını tırmalayacak, gıdıklayacak kara kalbini o ses      aldın       verdim       aldım verdim       ben seni       yendimhayretin düştü, yüzünü gördüm kalbin çatlayacak ama toplayamayacaksınbana soysabrı, sana kuş kıyametigözçukuru, çatlak dudak, tophanede bir ağız çeşmebütün…

Devamını Oku

Meryem Delmar – 13 KARAT

Kiraz Çiçeği (Birinci Karat)Ölmek istediğimde elimi bırakmayan sana. (Choi Seungcheol) Siyah inciler renginde çiçeği,Tacı iki kişilik yokluktan örülme.Yorgun bir sesle kelepçe yüreği, yıldızlar dizilmiş göğsüne dilemek için ölümü.Ağlamaktan boyanmış mezarları kiraz çiçeklerine.Gölgesi ruhun, cennetin ucunda.Olmayan renklerin karışımı kumsallar.Boğulmuş sular derisinde.Bir karmaşıklık sürüklüyor göz bebeklerini saçlarından.Düşmüş kirpikleri galaksilerin damarlarına. Yanıyor öpülesi dudakları,Dönüyor uzun zayıf dişler.Böcekleniyor baştan…

Devamını Oku