merkezini yitirdikçe alışmak yeni merkezlere
düşeyazarak, öleyazarak, sana yazarak…
alışıyorum sürüldüğüm çeperlerin yankısına
alışıyorum sürgün yerlerin yerlisi olarak
insan elbette bir hamam böceği değil
insan yine de adaptasyonuyla övünebilir.
alışmak hayatta kalmak demek
bilmediğim çok şeyin farkında
bildiklerimden fazlasına asılarak
sorular soruyorum cevap beklemeden
cevaplar veriyorum sorular gelmeden
bir şeyler hep diğerine geç
bir şeyler hep diğerinden erken
senkronize olmak lazım belki
merkezim tekrar yer değiştirmeden.
kendimden başkasına susamadığımdan
yazıyorum kendime bulaşık
okuyorum metnimi kamudan muaf
duyuyorum sesimi kayıt cihazında
sesimde hoşuma giden bir afra
sesini özlüyorum
sesimden sıkıldıkça.
yabancısı değilim hiçbir yerin
yabancısı değilim hiçbir şeyin
fransız değilim insana dair ne varsa
almanları bilirsin ki pek severim.
bu aralar şükreder haldeyim
allah kitap konudan muaf
tecrite direnen bir militan gibi
seslerin uğultusuna direnen yani
boşluğun çekeceği yerin farkında
sarılacak bir sen yokluğunda
varlığıma anlamlar biçip
yalnızlığıma hareler dikerek
yaşıyorum şükür ki diyerek
yaşıyorum insansı.
zor zamanların kaosunda
inadına tutunarak inancına
nereden geliyorsa Spinoza’nın sevinci
oralara salıyorum köklerimi
toprağımdan razıyım
köklerime sevecen
yastığa sarılıyorum yokluğunda.
beni ararsan bil diyorum
beni sorarlarsa söyle
yaşıyorum bir sürgüne yerli
yaşıyorum intihara sürüklenmeden.
