Kayra Altın – Şimdi ve Sana

Şimdi sana bakıyorum. Bakıyorum şimdi sana. Şimdi ve sana. Zamanın en içinden. Akrep ve yelkovanın az ilerisinden. Hangi yağmurun gözyaşlarıAkıyor gözlerinden? Ve bu kadar sel olabilir mi? Hangi doğanın afetidir bu? Bilmem. Sadece sen, sen sadece.  Sadecelerin en güzelinden. Dedim ya şimdi sana bakıyorum. Bakıyorum şimdi sana. Şimdi ve sana. Bir kelebek konuyor dudağına, Gülüyorsun….

Devamını Oku

Barış C. Yıldırım – Şölen

Londra’da yaşıyorsun bulamadın mı şöyle güzel bir Rus kızıtorbalar taşıyorsun çünkü her gün doyasıya kanserojen karaciğerin gitti gider midende hasar pankreas yolcuönünü kaşıyorsun ama önün her gün biraz daha düzsevdiğin kadın sevmiyor artık seni yakasından düşdüş kara gözlerinden var sen düşün kara karasıcak bir banyo yap ellerin olana kadar buruş buruş bilgisayarın bozuldu şak diye…

Devamını Oku

Ceren Avşar – Çikolata Kokusu

Koşup dağlara-ki dağlara güven olmaz-bağırmak sesim bana yabancı değil -bağırtım yabancı- ehlileştirilmiş yanlarımaşinaduruşum, bakışım, selamlayışım… Bebeklerin elinden çikolatasını çalsam -Çalmak yabancı- -kötülük mü bu çikolata hakkımdı- Hem yiyip hem bağırsamHer yer çikolata olsa -hadi bugün de sevindirdin karıncalarıNerede başlayıp nerede bitiyor kötülükHayır hayır başlayıp bitemez bu bi döngü- Dağlara güven olmaz çünkü dağlar da dağ…

Devamını Oku

MARX BEKLEYEBİLİR – Yusuf Gürfidan

marx bekleyebilirkapımda bir keçi bağırıyorbütün bir kilitlerim’ zorluyorpencereden kaçsam şol önüm sisbacalardan tırmansam arkam is marx bekleyebiliryedi kapı, yedi kilit açsamevim’ girene çıt çıkarmasamkapılarım’ örtsem, aklım hep evdeçek-gitsem, erkeklik yatar serde marx bekleyebilirıslak randevulardan dönüncenemli odalarım döndürünceher kapıda farklı birer surat– bir artı bir evim sonsuzlara karışıncakapılarda keçi, neneler memelerinden/artı bir gram toz şeker çekip,…

Devamını Oku

Denizcan Karapınar – Kalbimde Uyuyan Ege

Arı bir biliş itti beni burayaYoksuldu geçtiğim sahralarda sevgi, çoğalttımÇağlara vurdumBen beni ısıtan güneşler altındaBen bir sokağındaZamanlara sağırbir kederinYüreğimden duydumdu çünküdünyanın renklerini Ve onun kadar ergin olan her imgeyi. Derin hikmetleri vardı Ege kasabalarında tanıdığım insanlarınBen kış denizlerinden geliyorum sizeSoğuk yıldızlarından aşkınKorkunç uzak ve parlakyüreğim olan yıldızlarındanVe tam ortasındanduru olan her şeyin;Bir zamanlar sizin de…

Devamını Oku

Barış C. Yıldırım – Boşlukta Vals

istemiyorum kendimden geçmeyi aşkın kanatlarıylaistemiyorum kendimden geçmeyi siyasanın hülyalarıylaistemiyorum kendimden geçmeyi ermişler ve Tanrıylabir antik sütun gibi dosdoğru doğrulmak arşapara tapıncı güç istenci sanat borsaları piyasapusulam yok karnımda dönüp dolaşan kandan başka reddediyorum olmanın zehrini iki kerekendimi eve kapatıyorum zihnimi gezdirdiğim şehirlerdeolmak bana tiksinti veriyor çünkü kalbim değil tamahkârve varoluşken bütün töhmet altındaistemem sizin olsun…

Devamını Oku

Esra Kuş – BİLMEDEN KIRDIĞI İLK ŞEY VE KURABİYELER

sıkıntısının üstesinden gelemiyor o yüzden cebindeki küçük putcuklar,böyle İbrahim falan değil Emre gibi, böyle hiçbir şeyi hissedemez,taştan öğrenemeztaştıklarını bilmeden biliyorbir gece,gece gece geldiğini de bilmiyor,yüzüne vurup rencide etmedimkaşında peygamber gülü taşıyor, bir de benibeni taşıdığını da bilmiyor yüzümde incelmeyi öğretmiştim, bilmiyorkuytularda bir nişasta bir un diye diye büyüttüm, hiç bilmiyorbiraz yüreğime dokunuyor,ellemedi ama dokunuyor, bilmeden…

Devamını Oku

Duygu Akar – RUHSUZ AVARE

Pare pare gezdirdiği her bir soluğuİnsanın iptidâi kıyılarını ıslatıyor sadeceGözlerdeki sinsi acımasız uçkunları büyüyorBir gülümseyişimi ikiye bölen ruhsuz avare Ruhumun içinden açtırdığı gizli galibiAvucunun sahte rayihalarını sızdırıyor gizliceEllerdeki toy vicdansız tohumları yayılıyorSerzenişlerimin içine acıtan suskun zelzele Aldatıcı sarhoşluğun gölgesinde benliğin iptilaHer bir kahroluşun gözümde şimdi pespayeRuhundaki naciz amansız zaman aralanıyorAldatmacıların bu vakit karanlıkta bir saye

Devamını Oku

Cevdet Güner – Kırmızı Koltuk

Kenan, duvardaki saate bakmamaya çalışıyordu. Gözlerini kaçırıyor, önündeki ekrana eğiliyor, satırların arasında kaybolmayı deniyordu. Ama bakışları, kendisine ait değilmiş gibi, dönüp dolaşıp yine aynı noktaya saplanıyordu: Saat. Küçük, sıradan bir nesne. Ama o an, odadaki her şeyi geride bırakacak kadar büyüktü. Akrep ile yelkovan arasına sıkışmış gibiydi. İlerlemiyorlardı; sürünüyordu zaman. Her saniye, geçmek için izin…

Devamını Oku