Esra Kuş – BİLMEDEN KIRDIĞI İLK ŞEY VE KURABİYELER

sıkıntısının üstesinden gelemiyor o yüzden cebindeki küçük putcuklar,böyle İbrahim falan değil Emre gibi, böyle hiçbir şeyi hissedemez,taştan öğrenemeztaştıklarını bilmeden biliyorbir gece,gece gece geldiğini de bilmiyor,yüzüne vurup rencide etmedimkaşında peygamber gülü taşıyor, bir de benibeni taşıdığını da bilmiyor yüzümde incelmeyi öğretmiştim, bilmiyorkuytularda bir nişasta bir un diye diye büyüttüm, hiç bilmiyorbiraz yüreğime dokunuyor,ellemedi ama dokunuyor, bilmeden…

Devamını Oku

Tuba Tanrıverdi – BİR YAZ UYKUSU RÜYASI

Oturdu göğsüme aydınlık külçeKeskin kırbacı ışığınZamanın genleşmesinde Terli yorgunluk kokusuTaşların kızgınlığındaBuharlaşıyor tahammülümBen zavallı protopterus*Suyunu yitirmişÇekmek istiyorum perdelerimiÜstüne dünyanınToprağın en kör derinliğine KıvrılmakVe gömülmek kendi sessizliğiminÇamurunaKozamda saklamak nefesimiSerin kışların ihtimalineKibirli güneş ateşinisöndüreneİlk yağmur çatlatana dekkabuğumuUnutun beniDipsiz gecemde. *Protopterus (Afrikaakciğerli balığı) :Kuraklıkta çamur içinde koza oluşturark yaşar.

Devamını Oku

Duygu Akar – RUHSUZ AVARE

Pare pare gezdirdiği her bir soluğuİnsanın iptidâi kıyılarını ıslatıyor sadeceGözlerdeki sinsi acımasız uçkunları büyüyorBir gülümseyişimi ikiye bölen ruhsuz avare Ruhumun içinden açtırdığı gizli galibiAvucunun sahte rayihalarını sızdırıyor gizliceEllerdeki toy vicdansız tohumları yayılıyorSerzenişlerimin içine acıtan suskun zelzele Aldatıcı sarhoşluğun gölgesinde benliğin iptilaHer bir kahroluşun gözümde şimdi pespayeRuhundaki naciz amansız zaman aralanıyorAldatmacıların bu vakit karanlıkta bir saye

Devamını Oku

Cevdet Güner – Kırmızı Koltuk

Kenan, duvardaki saate bakmamaya çalışıyordu. Gözlerini kaçırıyor, önündeki ekrana eğiliyor, satırların arasında kaybolmayı deniyordu. Ama bakışları, kendisine ait değilmiş gibi, dönüp dolaşıp yine aynı noktaya saplanıyordu: Saat. Küçük, sıradan bir nesne. Ama o an, odadaki her şeyi geride bırakacak kadar büyüktü. Akrep ile yelkovan arasına sıkışmış gibiydi. İlerlemiyorlardı; sürünüyordu zaman. Her saniye, geçmek için izin…

Devamını Oku

Barış C. Yıldırım – Masumiyet Marşı

Bir canavar bile olsam, yaşamaya hakkım yok mu? Old BoySessizliği açtım düştüm bir kabuğun peşine yaramı kapatacakne çok gürültü birikmiş alnımda meğer içimdeki Türkçeye çok ırakkulaklarım rahat etti rahatladı kasıklarım dindi ruhumdaki ışıldakyanan sönen ışıkları varlığın dedi bana bir mum da sen yak Ben varlığın bana dediklerini yaptım masumum bütün haritalardadinlemek zorundaydım içimin sesini apolet…

Devamını Oku

Cemal Karsavran – Sevi’yim

cenin’im yeni dünyaya gebe evrim’im ateş topuyum ekonomik çalkantılara devrim’im savaş’ım dargınlık ve küskünlüklere barış’ım emeğim şafakla yollarda aç’lara fakirim ekmeğim umut çingene’yim ekmeğim çöp’üm yağmur’um susamış topraklara köylü’yüm köle’yim hece’yim dilsizlere öğretmen’im umudum umutsuzluklara yeni yıl’ım ruh’um sancıyım yüreklerde sevi’yim  

Devamını Oku

Emre Erol – Han

bulunduğu yer ve auranın içinde kristalleşiyor odak, bir şeyler hissetmenin ötesinde otantik bir eşyayı arzuluyor, bir gölün dondurucu sularının altında hissiz bir rahatlıkla kollarını açıp ilerliyor… düştükçe uzaklaşıyor gerçeğin yavan kıyılarından, düşündükçe kayıyor ellerinden zaman… mavi bir ışık vuruyor dizlerine ve loş, ıssız müzenin en diplerine karışıyor… bulmak ya da bulunmak… solmak ya da soyunmak……

Devamını Oku

Baltayı Sıkı Sıkıya – Hakan Kaya

Odunu gördüğüm zaman hiçdüşünmem. İndiririm sıkı sıkıya tuttuğum baltayı. Biliyorum, genellikle hiç düşünmezsin. Düşünürüm. Bazı şeyleri iyice düşünürüm. Bu işe girişmekte onlardan biri elbette.Bir darbe, bir darbe daha.İkiye ayrılan ıslak tahtaparçası.Artık yazmayacak mısın?Yazacağım elbette.Yazarken deliydin.Şimdi değil miyim?Tüm gününü odun kırarakgeçiriyorsun.Bu delilik işte. Neymiş deli olan?Kırılacağını bile bile,kırmamak için vurmak.Vurursan kırılır,vurmazsan kırılmaz.Bir, iki, üç, dört, beş.Sen…

Devamını Oku