Erman Şahin – Başını Rüzgâra Yasla Baba 

    Atını uğurlayan bir dağ kadarım artık. Uzun bir cümle arıyorum ardından, sana söylemek istiyorum. Adımlarım gibi sesim de arkandan geliyor. İnsan yetişemezmiş hiçbir ayrılığa, sana yetişemediğimde öğrendim. Sen gittin, uzun bir cümle kimsesiz evler gibi kaldı aramızda.      Yüksek bir tepeden bakacaksın artık akan zamana. Gölgesinde büyüdüğün ağaçları anacaksın önce, sonra çocukluğunu. Yüzünde küçük bir tebessüm…

Devamını Oku

Avtar Singh Sandhu (PASH) – Savaş ve Barış (Çeviri: Damra Evin, Meiyte Colemerg)

Ey hayat, savaşmayanlarız, asi evlatların bizler,İyi olmak istedik, lakin zincire vurulmuş izler.Bir lokma ekmek, bir yama yorgan uğruna,Savaşı daraltıp barış diye bir yalan dokuduk.Gurursuz ipliklerle, sahte bir örtüye konulduk.Yıllar kemiklere saplandı ok gibi, yaş dedik,Her an bir düşman, sandıktan kükreyip geldi.Savaştan kaçtık, küçüldük, korkuya yenildik,Kendimizi hor görüp tozda debelenip ezildik.Yorgun babamız bir yük, bir eski…

Devamını Oku

Sezai Karakoç – PİNGPONG MASASI Kürtçesi : qedrî sipranî

PİNGPONG MASASI……………………………………………………Beyaz iplik sert iplik ve tak takYuvarlak top küçük top ve tak takPingpong masası varla yok arasıBen ellerim kesik varla yok arası…..Öpücüğüne eyvallah ve tak takBeraber sinemaya … evet … ve tak takPingpong masası varla yok arası Öküzün gözü veya dananın kuyruğuKadifekale veya Sen nehriHa Sezai ha pingpong masasıHa pingpong masası ha boş tüfekBir…

Devamını Oku

Avtar Singh Sandhu (PASH) En Tehlikeli Şey (Çeviri: Damra Evin, Meiyte Colemerg)

En tehlikeli şey, ne emeğinin çalınması, ne polisin kırbacıdır.Ne ihanet ne de hırsın peşinde yitip gitmektir.Bilsen, suçsuz zincire vurulmak, korkunun sessizliğine gömülmek korkunçturAma en tehlikeli şey değildir.Yolsuzluğun karşısında susmak, ateş böceklerinin ışığında okumak,Yumruklarını sıkıp zamanın akışını beklemek yeterince ağırdır,Ama en tehlikeli şey değildir.En tehlikeli şey, bir ceset gibi duyarsızlaşmak,Her şeyi kabullenip acıyı unutmaktır.En tehlikeli şey,…

Devamını Oku

Abdullah Irmak (Afroo) – Kıyak Tesadüfler Kenti

Gözükmüyor bulutlar, sis kaplamış etrafı.Güzel bir rüzgar gerekli temiz bir görüş için.O görüş gözlerinde, alacakaranlık sanki..Yolumu kaybettim. Tek yapabildiğim kokuna sığınmak. Kiraz kırmızısı dudaklarından çıkacak bir iki cümle,Yapar günümü çok inceden, habersizce..Sesini duyarım kulaklarım kızarır heyecandan.Dolunaya doğru koşturan ren geyikleri, beni ona götürün! Keder sarar aklımın her zerresini sen olmayıncaKıyak tesadüflerin kenti yutmasın biziAy ışığı…

Devamını Oku

Sevda Altınkaya – (Ingmar Bergman,1957 – Film Analiz) – İnsan Kendi Yabanından Ne kadar Çilek Toplayabilir, Çilekleri Bittiğinde Yabana Tekrar Dönebilir mi? Ya Bir Gün Yabanda Hiç Çilek Kalmazsa?

İnsan Kendi Yabanından Ne kadar Çilek Toplayabilir, Çilekleri Bittiğinde Yabana Tekrar Dönebilir mi? Ya Bir Gün Yabanda Hiç Çilek Kalmazsa? Yaban Çilekleri İsveçli yönetmen Ingmar Bergman’ın 1957 yılında yazıp yönettiği bir yol drama filmi olarak öne çıkmaktadır. Vizyona girdiği dönem yurt içinde büyük beğeni toplayan film 8. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Film dalında Altın Ayı…

Devamını Oku

Fatma Polat – dönmek için

I.kaç asır geçti ruhumdaki ateşi bir damla suda yitirmemin üzerindensayamadımo kuyuya baktım içimi gördümyalnız ona anlattımben bütün uzakların en yakınıher gidişin en zararsızıbinlerce ahve bir nehiruzun yoldan geldimheybemde tebessüm ve hüzünellerim allah’a açık dilimde eskimiş bir duabiliyorum Sümbül’ün hatırına dönüyor dünya II.yıkılan her şeyin altında kalmış yüzümüzsessiz adımlarla uğramışız oralaraanonsların ve marşların gürültüsünü unutarakyıldızlı bir…

Devamını Oku

Selim Eren GÖKDAĞ – EKSİK KALANLAR İÇİN

bir koku değdi havaya,yanık odunla karışan ıslak toprak..ve ansızın kırılması aynanınsankiistemsiz bir savruluşlasıçraması zamanda Pilgrim’in. çözüldü zaman gömleğin dikişlerindenyankılar söndü,sonra sesler.ve beden, geçmişin ırmağındansessizce süzüldü. sabiydi şimdi:donunda söylemeye korktuğugeceden kalma ıslaklık,çamurun üstünde çıplak ayak izleri,rüzgârın taşıdığı oyun sesleri,ve tezek kokusuyla süte karışankoşuyordu özgürce köyünde yokuş yukarı. anneden kalan bir ses//gündüzü siler yeryüzünden//müezzinin adımlarının habercisidirzaruri dönüştür…

Devamını Oku