yaran bende, her şey yolunda*
Feridun Düzağaç
bana bir oyuk borcun,
sırtından tanıdığım dünyayı yorumlamayı bırakıp yanıma uzanışın mesafeyi bir şeye açan
ilk samimiyet
çağlar şimdi buna taparken sırtındaki kara lekeyi yakından görüşüm,
çağımın gerisinden gelişim
senin yani hiç acıman yok,
koşman da bana hiç yetişmek istemeyişinden sebep
buzuldan olsa ne çıkar, peygamber sabrınla erimiyor ki merhamet
defalarca gidilen ebu leheb* büyüklenmesi bu, bu kibrin görünüşü, işte leheb” bu demek
defalarca dönmedik işkembeli yolları,
rüyamızda bile görmedik,
koltuğu hiç boş bırakmadın, yakınlığı retinamdan soyutlarsın da,
orada olmam yetti,
orada tek başıma kıvranarak ağlamam da,
zaman bazen atak yapar, bunu karnımdan bilirim,
bunu genel cerrah bana böyle açıklar,
üzüldüğünüzde kasılan karnınız var, kolay geçecek bir şeye benzetemedim der,
üzüldüm,
kasıldım,
cerrah genel ve doğru söyler
sonra bir ada kurduk,sonra koltuğa ilk beni oturttun,
sana retinamla yakından baktım,
gördüğüm orada olmama yetecek bir şeydi,
yetinmekse çocukluğumun diniyle daim örtüşür,
çünkü biz oyuk adasında olsak da inanç bizimle neredeysek oraya gelir,
çünkü sabrında eriyen bir merhameti hiçbir samimiyetle açıklayamam
bu bana ödediğin ilk adam ve sana ödediğim son borcum
karnından bir dünya çıkar insan çıkarmaya benzemez
bir bana koş
çünkü bir bana yetişilmez
