Duygu Akar – RUHSUZ AVARE

Pare pare gezdirdiği her bir soluğuİnsanın iptidâi kıyılarını ıslatıyor sadeceGözlerdeki sinsi acımasız uçkunları büyüyorBir gülümseyişimi ikiye bölen ruhsuz avare Ruhumun içinden açtırdığı gizli galibiAvucunun sahte rayihalarını sızdırıyor gizliceEllerdeki toy vicdansız tohumları yayılıyorSerzenişlerimin içine acıtan suskun zelzele Aldatıcı sarhoşluğun gölgesinde benliğin iptilaHer bir kahroluşun gözümde şimdi pespayeRuhundaki naciz amansız zaman aralanıyorAldatmacıların bu vakit karanlıkta bir saye

Devamını Oku

Barış C. Yıldırım – Masumiyet Marşı

Bir canavar bile olsam, yaşamaya hakkım yok mu? Old BoySessizliği açtım düştüm bir kabuğun peşine yaramı kapatacakne çok gürültü birikmiş alnımda meğer içimdeki Türkçeye çok ırakkulaklarım rahat etti rahatladı kasıklarım dindi ruhumdaki ışıldakyanan sönen ışıkları varlığın dedi bana bir mum da sen yak Ben varlığın bana dediklerini yaptım masumum bütün haritalardadinlemek zorundaydım içimin sesini apolet…

Devamını Oku

Cemal Karsavran – Sevi’yim

cenin’im yeni dünyaya gebe evrim’im ateş topuyum ekonomik çalkantılara devrim’im savaş’ım dargınlık ve küskünlüklere barış’ım emeğim şafakla yollarda aç’lara fakirim ekmeğim umut çingene’yim ekmeğim çöp’üm yağmur’um susamış topraklara köylü’yüm köle’yim hece’yim dilsizlere öğretmen’im umudum umutsuzluklara yeni yıl’ım ruh’um sancıyım yüreklerde sevi’yim  

Devamını Oku

Emre Erol – Han

bulunduğu yer ve auranın içinde kristalleşiyor odak, bir şeyler hissetmenin ötesinde otantik bir eşyayı arzuluyor, bir gölün dondurucu sularının altında hissiz bir rahatlıkla kollarını açıp ilerliyor… düştükçe uzaklaşıyor gerçeğin yavan kıyılarından, düşündükçe kayıyor ellerinden zaman… mavi bir ışık vuruyor dizlerine ve loş, ıssız müzenin en diplerine karışıyor… bulmak ya da bulunmak… solmak ya da soyunmak……

Devamını Oku

F.Şeyma Denizoğlu – İstasyon

yarını tuğla tuğla örüyor annempasta sonabirimiz hep eksikgöze düşen faydasız uyku arkasıdaimi ikazbirimiz dünü elinde taşıyorgeceleyin kan ağlıyor yakıt düşlerköksüz caddelere ismi taşıyor tabela okuyorsunkulağın next stationson durağa, bir günve ceâlna min beyni eydihim seddenson çağrı!ve min halfihim seddenperonlar annemi taşıyoryüklenerek körüğüne kibrit ile suyu beraberindeemergency!kaçış, dünyanın çıkış noktası soframız kursaktacash sayılmıyormukabili ücretindenyeşilleri görelimkavgamız varkarnımızsavaş…

Devamını Oku

Barış C. Yıldırım – Küre

Şiir yazarken müzik dinlememelisızar çünkü müziğin ruhu ruhumun çatlaklarındanduygu dağılır Ama aynı şey sevişmek için geçerli değilçünkü evine döner kişi seviştikten sonrauzun bir yolu yürümüş gibiçünkü evine dönmektir şiirsevişecek kimsen yoksa ellerin kir Ve işte bu birin ikisi:bedeni giderek terk ederkendini zihinsel zevklere verengörmek için karanlık gerekir eser miktarduymak için belli bir desibelin altındaçağlamalı ırmaklar…

Devamını Oku

Denizcan Karapınar – Çok uzak bir penceredesin

Çok uzak bir penceredesinÇok uzak bir penceredeBelirsiz bir noktasınİçtiğin sigarayı bile görebiliyorumÜzerine giydiğin geceyi ve solgun renginiKorkunç bir sonbaharsın ya daKehribar rengi bir yağmurSadece yalnızlığıma yağanSen Islandığı yağmurlarıbir bir unutansınSenisesindeki güneşinilkyazın güncesini tutuşundantanırımSeni tuttuğum bir soluk gibigençliğimin nazındannilüfer çiçekleriayaklanır koşar şarkında nilüfer çiçekleri yüzündeayrıksı bir dünyadırYeni, onulmazKarşı konulmaz bir dünya;Mevsimlerin gerçek kuşları gibiBaşımda döndüğü birMasalsılık…

Devamını Oku

Rosa Luxemburg – Cezaevinden Mektuplar Almanca aslından Türkçeleştiren: M. Kağan Will Şahinoğlu

Breslau. Aralık ortası, 1917 …Karl’ın Luckau’da geçirdiği sene geride kaldı. Bu ay bunu sık sık düşündüm ve tam bir yıl önce Wroncke’de benimle birlikteydin, bana güzel Noel ağacını verdin… Bu kez buradan aldım bir tane ama bana çok perişan halde olan bir şey getirdiler, dalları eksik, geçen yılki ile mukayese edilemez bile. Aldığım sekiz feneri…

Devamını Oku