istemiyorum kendimden geçmeyi aşkın kanatlarıyla
istemiyorum kendimden geçmeyi siyasanın hülyalarıyla
istemiyorum kendimden geçmeyi ermişler ve Tanrıyla
bir antik sütun gibi dosdoğru doğrulmak arşa
para tapıncı güç istenci sanat borsaları piyasa
pusulam yok karnımda dönüp dolaşan kandan başka
reddediyorum olmanın zehrini iki kere
kendimi eve kapatıyorum zihnimi gezdirdiğim şehirlerde
olmak bana tiksinti veriyor çünkü kalbim değil tamahkâr
ve varoluşken bütün töhmet altında
istemem sizin olsun şan, şöhret ve vice versa
on gündür çay içmiyorum
sigarayı sayıyla
boynumda gezdiriyorum bir küçük yoksulluk
on gündür fırçalamadım dişlerimi
avuçlarım boş çalar saatim kapalı
ne aklıma geliyor ölüm
ne de ölene kadar seveceğim kadın
parklarda yürüyorum yemyeşil
kapkara bir kitapta – on sekizinci yüzyılda yazılmış
benzerleri benzerlerden ayırıyorum
yasaklıyorum kendime şiirde felsefeyi
eflâtun sırtımı okşuyor sonra sırtını dönüyor başkası
putları kırmak istiyorum aslında ama hiç put yok alacakaranlıkta
kim boşlukta durabilir benim kadar hem de yokken kanatları
istiyorum böylece iyileşiyor karanlık sağaltıyorum kendimi
ve ısmarlıyorum kendime bin bir maskeli karnaval
şairler de aş erir, diyorum kendime, ruhu eğer sancı tutarsa
