aşağıya indim, yukarıda olduğumu düşünerek.
yürek yemiş dünyanın arkadan hiç susmayacağını bilerek.
kimseyi kimseden sayacak durumda değilim dedim,
durumdan pay çıkartacak bir konu kalmadığında.
paylar eşit değil mi? üşenmedim,
ayağımla çizdiğim raylardan tırtıkladığım,
o büzüşüp açılan çiçek kavislerinin gücü adına
sınır ettim denize kendimi.
düşmeden önceyi, çıkma yasağını,
tek seste oynanmış dublajlı çekimi,
numaralı diyalogları, uçan balonları
itişmekten saymamak sorgulamaları
rahatsız eden ideden sadece birkaçıydı.
şimdi.
yukarıda belirtilen esaslara uygun şemada
dudağında artık kalmış yarım sigarasından
korkak olduğu görünüp dursa bile
bir yerden sonra cesaretini kazanacaktır diye düşündürüyordur
teselliye nasılsın derken tersten
okuyabildiğiniz duygu.
kafasında hangi tilkiyi susturduğu
hangi izmariti ezdiğine denk getiriyor olduğuyla onun
görünür, matah olmayan yuvarlak seyir.
kesip atılacak uçların
alkışlar ile uğurlanmayacağını bilerek
tüm ateşlerin sönmesini de izleyecek eski bir güzellik kraliçesini görmezden gelip çıkabilirsiniz.
bundan sonra unutmamak için
aşağıya indiğiniz her anı, yukarıda olduğunuzu düşündüğünüz.
